геометрия 8 9 класс атанасян гдз рабочая тетрадь гдз решебник по математике 5 класс зубарева ответы смотрите подробнее готовые домашние задания 2 класс рабочая тетрадь кауфман основываясь на этих данных

Demre

demre

 

Büyük torbasından çıkardı hediyemi/ gözlerinde yıldızlar oynuyordu/ sakallarından ışık damlaları düşüyordu/ biz mahallenin bütün çocukları/ nefesimizi tutmuş izliyorduk o anı/ Noel Baba her çocuk kalan yüreğinde/ giderek beyazlaşan bir anı…

 

İnsan sadece bir sokağa ait olabilir mi? Bir cadde boyunca gidip gelen küçük adımlarla ömrünü tamamlayabilir mi? Peki insanı bu dünyaya ait kılan şey nedir; Sesler, sokaklar ve belki yüzler ama anılar, yaşarken çoğaldığı her şey olabilir mi?

Çocukluğum ve gençliğim Kurtuluş semtinde geçti. İsmi ilginç gelirdi bana hep. Kimden, neden ve neye doğru kurtulmuştu bu semt?

Yanıtlar çocuk çağlarından çok flu geliyor, ama bilgiyle donandıkça, nefreti, sadakati, dayanışmayı ya da ayrışmayı idrak etmeye başladığında insan aklı, her şey yerli yerine oturuyor…

***

Çocukluğumun Kurtuluş semti, her güne bir bayramın düştüğü bir iklime sahipti. Küçük ve içine kapanık azınlıklar belki sadece İstanbul’un bu semtinde minik halkalarla birbirine bağlanarak büyük kalabalıkları oluşturuyordu…

Geçmiş zaman; hatırladığım kadarıyla Latinler, Rumlar, Ermeniler, Museviler, Nusayriler, Süryaniler, İtalyanlar, Bulgarlar ve  biz Türkler bir arada yaşıyorduk. Kim öteki, kim beriki bilmiyorduk henüz. Zaten herkesin bir kendi dilinde, bir de ortak dilimizde ismi vardı. Nubar, Nuri oluyordu mesela. Yani bildiğimiz adıyla Kani’ydi. Bir Agavni teyzenin ismi Türkçeleşmemişti sanırım. Ama mahallenin kızları kendi aralarında Nuri diye çağırıyorlardı onu da. Neyse…

Kurtuluş’un en renkli zamanları senenin son ayı olan Aralık günlerine denk düşerdi. Herkesin kendine ait bir yılbaşı kutlaması vardı. Noel diye geçiştirirdik ama sanırım aramızdaki ince sınırın gölgesi Aralık ve yeni yılın Ocak ayının ilk haftalarında gösterirdi kendisini…

***

31 Aralık gecesi yolunuz yanlışlıkla Kurtuluş’un ara sokaklarına filan düşerse, hele de saat 24.00’ı gösteriyorsa bir çelikten şemsiyenin altına girmeniz gerekirdi. Çünkü geçip giden yılın tüm melanetini pencerelerden aşağıya atılan çanak, çömlek, sürahi, tabak gibi küçük objelerle uğurlayan ahali tencereleri kepçelerle döverek yeni yılı coşkuyla karşılamaya çalışırdı…

Artık nasıl bir çılgın ayinse bu, tüm farklılıkların ortadan kalktığı ortak bir umut atmosferine dönüşür sokaklarda kırık cam parçalarından gökyüzüne yansıyan küçük ışık oyunlarıyla yeni yıl daha bir renklenirdi, biz çocukların gözünden gök kubbeye doğru

***

Hayatımda hiç Noel babayı görmedim. Birkaç şüpheli tanıklığı olmuştu Hıristiyan arkadaşlarımın ama o göbekli ve aksakallı ihtiyarın bizim oralara özgü küçük bacalardan eve sızıp hediyeler bıraktığına inanmam mümkün değildi.  Hem dinine imanına göre hediye dağıtımı bana hiç adil gelmiyordu. Bizim Noel babamız, her birimizin aile büyükleriydi. Birbirlerine yeni yılla birlikte iyi temenniler ve kavlince hediyeler verip alırlardı. Tabii biz çocuklar için o yaşanan her an bir şenlik alanı gibiydi. Gökyüzünde geyik kovalamak yerine hemen tüm komşu evlerde kurulan Noel ağaçlarının ışıklarını kovaladık, daha parlak, daha sahici ve daha eğlenceli bir şeydi bu…

***

Kaş ile Fenike arasında Teke yarımadasının uçlarından birinde bulunuyor Demre. Küçük kasabaya girişte Noel babanın köyü olduğuna inanmak istiyor tüm gözler. Geçenlerde bir zevat  “adı Nail olsun, bizden olsun” buyurmuştu Noel Baba için. Kendi adıma çok gülmüştüm, muhtemelen Demre’ye hayat veren Aziz Nicholaus da gülüyordur paralel evrende bir yerlerden. Neyse…

Köyün 1900’lerin başındaki isminin “Eynihal” olduğunu düşünürsek, ağızda yuvarlanan kelimeleri bir şekilde Noel’e ya da Nicholaus’a bağlıyoruz. Ama bu benim meselem değil…

Ben neredeyse tüm dünya çocukları tarafından sevilen bu çilekeş azizin yaşadığı coğrafyayla ilgileniyorum. Bir insan, ne olursa olsun bu denli sevilebilmek için ne yapmış olabilir ki?

Aslında yanıtı basit. St. Nicholaus, bütün çocukların, gemicilerin ve ağır işçilik yapan herkesin koruyucusu olarak kabul görüyordu manevi pencereden bakınca. Yani bu dünya nüfusunu oluşturan en büyük kalabalığın koruyucusu. Elbette sempatik bir yanı, ölümsüz bir adı olacaktı…

***

Şimdi Demre ismiyle tam olarak bu duyguyu verdiğini söyleyemem. Zaten Demre için küçük, dünyaya açıkmış gibi görünen ama içe kapalı bir kasaba demek en doğrusu olacaktır…

Turistik anlamda gelişmemesinin nedenini, bu yöreye yapılan yolculuğun diğer beldelere oranla daha çok çile çektirmesi olabilir mi? Bence böyle olmalı…

Tatil yada turizm denilen şeyin bize özgü bir konformistlik taşıdığını kim reddedebilir ki? Ben etmem. Sadece Noel Baba efsanesini, mezarını, Myra adıyla antik zamana kalın imza basan bir kentin son halini görmek için uğradığımın üstünden 25 yıl geçmiş

O arada hiç gelmediğimi, gelsem de değişen çok şey göremeyeceğimi söylersem durumu az çok anlatmış olurum sanıyorum…

Hem zaten bütün çocukların hayalinde başka türlü bir fotoğrafı bulunan hayırlı bir adamı küçük bir köyün, artık yerin altında kalmış harabelerinin içine sıkıştırmamak en iyisi…

***

İyisi mi küçük ve iyot kokan limanından hallice bir tekneyle açılıp ilerideki Kekova adalarından ya da suyun içinde yaşamını sürdüren anıt lahitlerden kente bir bakış atıp yolculuğa devam etmek…

Günübirlik bir selamla aşağıya kendini biraz daha nüfusa ve gerçekliğe açan koylara doğru akıntıya bırakmak kendini. Hem Noel Baba da böyle biri değil midir; sevmez oturup kalmayı taştan bir tahtın üstünde. Ne diyelim; “ho ho ho” o zaman!

найти найти iphone 3 spy apps spy software za kompjuter cell phone listening software yahoo mail phone tracker mobile download spy software windows 7 поиск людей как найти человека по фамилии sitemap