геометрия 8 9 класс атанасян гдз рабочая тетрадь гдз решебник по математике 5 класс зубарева ответы смотрите подробнее готовые домашние задания 2 класс рабочая тетрадь кауфман основываясь на этих данных

Silifke

2989404silifkeLagünün kıyısında bir balık/ balığın kıyısında bir balıkçıl/ balıkçılın kıyısında bir çamur/ çamurun kıyısında bir ayak/ ayağın kıyısında bir iz/ işte hepimiz; o büyük ustanın sayesindedir ki beraberiz!…

 

Melodiler ele verir bir kenti. Notalar bir şekilde yaratıldığı toprağın röntgenidir çünkü. Geçmiş zamanda yasaklanan ya da günümüze gelen modlarla yapılır Anadolu’da müzik. Kimi yanıktır, kimi haddinden fazla neşeli. Kimi görmezden gelir anıları, kimi anıların ölümsüzlüğüne ikna eder dinleyeni…

Her toprağın bir melodisi her insanın bir türküsü vardır Anadolu’da. Tam da ortalarında bir yerde Akdeniz’in modern Casanovaların serenatlarını saymazsak söylenen her türkü yaşamaya yönelik sevincin çığlığıdır…

Hareketli, rüzgarı yukarıdan yiyen bir su birikintisi gibi kıpır kıpır. Silifke’nin yoğurdunu yiyen genç adam genç kıza sorar; “Ah seni kimler doğurdu?” Hoyrat bir merak değil mi?

***

Erken çağlardayız. Suriye Kralı Selevkos adını bu bereketli topraklar üzerinde ölümsüz kılma derdindedir. Derdini toprağa eker ve ismi ölümsüzleşir…

Coğrafyalar insanlardan uzun yaşar. Doğa her şekilde kendini ve taşıdığı yükü yeniler. Bunu bilen Selevkos şansını denemiş ve sanırım en büyük zaferini böylece kazanmıştır. Çağlardan beri ismi çok küçük değişiklerle yaşadığına göre; ne dersiniz?

Ölümlüleri bir kenara koyalım. Silifke antik metinlerde ismi bereketle birlikte anılan Kalykadnos ırmağının ikiye ayırdığı bir coğrafyadır. Suyun iki yanına adil şekilde hürmet edilmiş olmalı doğa tarafından. İki yanı da güzel nehirler arasında bana göre müstesna bir yeri var bugünün Göksu ırmağının.  Kendi adaletine akan nehir diyelim bundan sonra ona

Ve denize yürüdüğü yerlerdeki iki lagün. Bayılırım şu “lagün” ismine; ne deniz olabilmektir meselesi, ne de tek başına bir göl olarak bağımsızlığını ilan etmek. İki tanımın arasına sıkışır ama Lagünler bana göre denize de göle de benzemez…

Farklı bir yaradılışları vardır. Bir sığınaktır belki de çoğunlukla. Bugün bu güzel ülkenin çoğu kuşları Akgöl ve Paradeniz lagününde toplanarak gökyüzünden yere sığınırlar bu yüzden. Hepimizin derdi aynı değil mi; sığınabilecek en doğru adresi bulabilmek…

 

***

 

Silifke Kalesi’ne bakıyorum. Filmlerden kopup gelmiş gibi. Kendi zamanının kıyafetini giymemiş sanki. Bir Ortaçağ yapısını andırıyor. Oysa biliyorum ki miladı çok daha eski. Ama Akdeniz’in bu bölgesinde hemen her şey bir yama görmüş zamanın bir yerinde. Gidenler ve gelenler arasındaki irili ufaklı renk farklılıkları bu iklimin kumaşını değiştirmiş sıklıkla…

Bu açıdan bakınca bir dönem ahaliyi bağrına alan Kale hala anaçlığını koruyor hissine kapılıyor insan. Kaleler, ah kaleler. Büyük ipuçları…

Sonra deniz; sanki Silifke kıyıları şu gezmekle anlatamadığımız upuzun Akdeniz sahilindeki en bereketli yer mi sorusuna savuruyor insanı. Balığı balık, yosunu yeşil, yengeci mavi!

Kayalarda yan adımlarla yürüyen o mavi yengeç tabakta tüm sükûnetini koruyarak kendini teslim ediyor lezzet avcılarına. Kendi adıma tam olarak kestiremiyorum lezzetini ama anlatılanlara bakılırsa dünyanın en lezzetli birkaç hediyesinden biri. Denenmeli bir gün, bunu not düşüyorum bir kenara…

 

***

 

Yörükleri düşünüyorum hep. Bu iklime sinmiş kokuları. Bizim Akdeniz’imizi “bizden” kılan her iz onlara ait sanki. Sürekli hareket halinde berekete doğru yürüyen küçüklü büyüklü o kalabalıkların kurduğu ve yaşattığı her yer doğaya hiç kötülük etmeden yaşamaya çalışan insanların anıtı gibi duruyor. Akdeniz’i anıtsal yapan bir şeylerden bahsedeceksek Yörükler sanırım bunun en ustalık sahibi mimarlarından olmalı

Kendine özgü kültürleri modern zamanla birlikte farklı kültürlere de karışmış, artık biraz mutfak biraz da içerlikli bir isyanla ele verir olmuşlar geçmişlerini. Bir yürüğün üretebildiği değere inanamıyor benim gibi sıradan insanlar. Tanrı, sanki bu kullarına fazladan yetenekler bahşetmiş. Ve ne de güzel etmiş. Silifke’nin o türkülere konu olan yoğurdunun içindeki benzersiz her hal, Yörüklerin emeğinin süzmesidir besbelli…

Silifke insanını yazları yaylaya ya da deniz kıyısına iten her refleks de genetik bir farklılığın parmak izidir. Parmak izlerini takip ederek bulursunuz gerçeği ya…

 

***

 

Yolculuğun başından beri inanç ve onun izinde yürümekten bahsediyorum, fark ettim. Aya Tekla’nın ayak izlerini gördüğüm şu mağaranın da farklı bir durumu olmamalı. O mağaranın üstündeki kilise doğrusundan sapmayan bir mil gibi yükseliyor gökyüzünün gözlerine doğru. İnanmış insanların mabetlerinin temellerinde hep acı var. Aya Tekla’nın acıları üstüne dikilmiş bu mabet şimdi bir çok insana şifa dağıtıyor söylenceye göre… Öyledir, tüm inançların mabetlerine girip çıkmışlığı vardır ruhumun. Her biri bir diğerinden daha görkemli görünse de hepsi aynı adrese çıkar; koşulsuz inanmak. Bu teslimiyet çağlar boyunca huzuru ve huzursuzluğu iç içe yaşamasına neden olur insanoğlunun. Ama ne olursa olsun inanç elbisesi en güzel “insanın” üstünde durur hiç kuşkum yok ki…

Camilerinden kiliselerine kadar Akdeniz’in her mabedi mavi, beyaz, kırmızı, sarı, turuncu ve yeşildir. Tanrı’nın bu renk paletinden bir samimi tablo çıkarmak nasıl büyük bir ustalık, ne denli büyük bir huzur olmalı…

Aklın ve vicdanın içindeki o büyük galeriyi her gün onlarca kez gezerek bilgeliğe ulaşacağına inanan benim için yolculuğa huzurla devam etme vaktidir şimdi…

найти найти iphone 3 spy apps spy software za kompjuter cell phone listening software yahoo mail phone tracker mobile download spy software windows 7 поиск людей как найти человека по фамилии sitemap